Bir sanık hakkında, CMK m. 250'de sayılan suçlardan birinden dolayı seri muhakeme usulü uygulanmış ve mahkumiyet hükmü kurulmuştur. Daha sonra sanığın aynı eylemle ilgili olarak CMK m. 253'teki uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerektiği, ancak bu yolun atlandığı anlaşılmıştır. Bu durumun, verilen mahkumiyet hükmüne etkisi ne olur? Bu hukuka aykırılık hangi aşamada ve nasıl ileri sürülebilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #164775

Bu durum, verilen mahkumiyet hükmünün kesin bir hukuka aykırılıkla malul olduğu anlamına gelir ve hükmün bozulmasını gerektirir. CMK m. 250/5, 'Bu madde kapsamına giren suçlarda, öncelikle uzlaştırma hükümleri uygulanır.' (Yeni metinde önödeme ve uzlaştırma kapsamındaki suçlar hariç tutulmuştur, ancak mantık aynıdır: uzlaştırma önceliklidir). Uzlaştırma, soruşturma ve kovuşturma şartıdır. Uzlaştırma usulü işletilmeden doğrudan seri muhakeme usulüne geçilmesi veya genel hükümlere göre dava açılması, CMK'nın emredici hükmünün ihlalidir. Bu hukuka aykırılık, hükme karşı yapılacak itirazda (seri muhakeme için) veya istinaf/temyiz kanun yollarında (genel yargılama için) ileri sürülebilir. Yargı mercii (Ağır Ceza, Bölge Adliye Mahkemesi veya Yargıtay), bu eksikliği tespit ettiğinde, hükmü bozarak dosyayı, uzlaştırma işlemlerinin yapılması için Cumhuriyet Başsavcılığı'na veya ilk derece mahkemesine geri gönderecektir. Uzlaştırmanın sonucuna göre sanığın hukuki durumu yeniden değerlendirilecektir. Örneğin Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2021/10597 K. sayılı kararında, uzlaştırma işlemleri yapılmadan verilen mahkumiyet hükmü bu nedenle bozulmuştur.