İşçi, kıdem tazminatı alacağı için açtığı davada, temerrüt tarihinden itibaren 'mevduata uygulanan en yüksek faiz'in işletilmesini talep etmiştir. İşveren ise, kıdem tazminatının bir ücret alacağı olmadığını ve bu nedenle yasal faiz uygulanması gerektiğini savunmuştur. Hangi tarafın savunması hukuken doğrudur? Gerekçesiyle açıklayınız.
İşçinin savunması hukuken doğrudur. Her ne kadar kıdem tazminatı, İş Kanunu m. 32 anlamında dar bir 'ücret' olmasa da, 1475 sayılı (eski) İş Kanunu'nun halen yürürlükte olan 14. maddesi, kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi halinde uygulanacak faiz türünü özel olarak düzenlemiştir. İlgili madde, 'Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakim gecikme süresi için, ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder.' demektedir. Bu hüküm, özel ve amir bir hükümdür. Dolayısıyla, genel hükümlere (Borçlar Kanunu'ndaki yasal faiz kuralına) veya ücret alacakları için geçerli olan İş Kanunu m. 34'e gitmeye gerek kalmaksızın, doğrudan bu özel hüküm uygulanır. Bu nedenle, işverenin temerrüde düştüğü tarihten itibaren kıdem tazminatına, bankalarca mevduata fiilen uygulanan en yüksek faizin işletilmesi gerekir. İşverenin yasal faiz savunması yerinde değildir.