Bir memur hakkında, sosyal medya paylaşımı nedeniyle 'Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak' (657 s. DMK m. 125/A-e) fiilinden uyarma cezası verilmiş ve bu ceza idare mahkemesi tarafından hukuka uygun bulunmuştur. Memur, Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulunarak ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini iddia etmiştir. Anayasa Mahkemesi ihlal kararı verirse, bu kararın idare mahkemesi ve idare açısından hukuki sonuçları nelerdir?
Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru sonucunda verdiği ihlal kararı, hem kararı veren mahkeme hem de ilgili idare için bağlayıcıdır. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesi uyarınca, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Bu çerçevede, Anayasa Mahkemesi, ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığını tespit ederse, dosyayı 'yeniden yargılama yapılması' için ilgili idare mahkemesine gönderir. İdare mahkemesi, Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararının gerekçesi doğrultusunda yeniden yargılama yapmak ve önceki kararının aksine, disiplin cezasının iptaline karar vermekle yükümlüdür. Mahkemenin, AYM kararına direnmesi mümkün değildir. Mahkemenin iptal kararı üzerine, idare de bu karara uymak, yani verilen disiplin cezasını ve onun tüm sonuçlarını (sicilden silme vb.) ortadan kaldırmak zorundadır. Ayrıca, şartları varsa, başvurucu maddi ve manevi tazminat da talep edebilir. Kısacası, AYM'nin ihlal kararı, hem yargısal süreci hem de idari işlemi geriye dönük olarak etkiler ve hukuka aykırılığı ortadan kaldırır.