Bir hukuk davasında, mahkeme, 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesindeki unsurları (tarafların iddia ve savunmalarının özeti, delillerin tartışılması, hukuki sebep vb.) içermeyen, son derece yetersiz ve kalıplaşmış ifadelerle bir gerekçeli karar yazmıştır. Bu durumun hukuki sonucu nedir? Yargıtay, bu tür bir kararı onarabilir mi, yoksa bu durum tek başına bir bozma nedeni midir?
Bu durum, Anayasa'nın 141/3. maddesindeki 'Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.' hükmünün ve HMK m. 297'nin amir hükümlerinin ihlalidir ve tek başına bir bozma nedenidir. Yargıtay, bu tür bir kararı onayamaz. Gerekçe, kararın denetlenebilmesi, tarafların kanun yoluna başvurup vurmama konusunda bilinçli bir karar verebilmesi ve adil yargılanma hakkının bir gereğidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2003/259 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, 'gerekçenin dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde; geçerli, yasal ve yeterli olması gerekir'. HMK m. 297'de sayılan unsurları taşımayan, tarafların iddia ve savunmalarına değinmeyen, delilleri tartışmayan, hangi delilin neden üstün tutulduğunu açıklamayan ve sadece soyut ifadelerle sonuca varan bir karar, 'gerekçesiz' kabul edilir. Bu durum, hukuki dinlenilme hakkının (HMK m. 27) da ihlali anlamına gelir. Dolayısıyla, Yargıtay, hükmün esasına girmeden, sadece gerekçenin yasal şartları taşımaması nedeniyle kararı bozacaktır.