Doğrudan soru yöneltme (çapraz sorgu) sırasında mahkeme başkanı, sanık müdafiinin veya katılan vekilinin sorusundan sonra sanığa dönerek 'Bana doğru cevap vereceksiniz' şeklinde bir uyarıda bulunmuştur. Bu uyarının, çapraz sorgunun doğası, sanığın hakları ve mahkeme başkanının CMK m. 201 kapsamındaki rolü açısından hukuki geçerliliğini ve doğurabileceği sakıncaları tartışınız.
Mahkeme başkanının bu yöndeki bir uyarısının hukuki bir dayanağı yoktur ve çapraz sorgunun ruhuna aykırıdır. Bunun birkaç sebebi vardır: 1) Sanığın Yalan Söyleme Hakkı: Anglo-sakson hukukundan farklı olarak, Kıta Avrupası hukuk sistemlerinde ve Türk hukukunda sanığın 'yalan söyleme hakkı' veya daha doğru bir ifadeyle 'doğruyu söyleme zorunluluğunun olmaması' kabul edilir. Sanık, kendisini suçlamama (nemo tenetur) ilkesi gereği sessiz kalabileceği gibi, gerçeğe aykırı beyanda da bulunabilir ve bu nedenle cezalandırılamaz (istisna: iftira suçu). Dolayısıyla başkandan gelen 'doğruyu söyle' uyarısı, sanığın bu hakkını ihlal eder niteliktedir. 2) Çapraz Sorgunun Doğası: CMK m. 201 ile düzenlenen doğrudan soru sorma, tarafların iddia ve savunmalarını birbirlerine yönelttikleri sorularla test ettikleri, yüz yüzelik ve sözlülük ilkelerinin en yoğun yaşandığı bir aşamadır. Cevaplar, soruyu soran tarafa verilir. Mahkeme başkanının 'bana bakarak cevap ver' veya 'bana doğruyu söyle' gibi müdahaleleri, bu interaktif süreci kesintiye uğratır, sorgunun doğallığını bozar ve hakimi sorgunun bir tarafı haline getirir. 3) Başkanın Rolü: Mahkeme başkanının rolü, sorguyu yönetmek, usule aykırı (yönlendirici, ilgisiz, onur kırıcı) sorulara engel olmak ve düzeni sağlamaktır. Sanığı doğruyu söylemeye zorlamak veya cevapların kendisine yöneltilmesini istemek bu rolün dışına taşmaktır. Bu tür bir müdahale, sanık üzerinde baskı kurarak savunma hakkını kısıtlayabilir ve mahkemenin tarafsızlığına gölge düşürebilir.