Bir ceza davasında, mahkeme son duruşmada tefhim ettiği kısa kararda sanığın 'kasten yaralama suçundan TCK 86/1 uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına' karar vermiş, ancak daha sonra yazdığı gerekçeli kararın hüküm fıkrasında 'kasten yaralama suçundan TCK 86/1 uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının TCK m. 51 uyarınca ertelenmesine' şeklinde kısa kararda yer almayan bir ibareye yer vermiştir. Bu durumda, kısa karar ile gerekçeli karar arasında ortaya çıkan çelişkinin hukuki sonucu nedir? İnfaz hangi karara göre yapılmalıdır ve bu durum kanun yolu açısından bir bozma nedeni midir?
Kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki bu çelişki, açık bir hukuka aykırılıktır ve kanun yolu incelemesinde mutlak bir bozma nedenidir. Hâkim, kısa kararı tefhim etmekle davadan elini çeker ve sonradan bu kararını değiştiremez. Gerekçeli karar, sadece tefhim edilen kısa kararın gerekçesini açıklamakla yükümlüdür; hüküm fıkrasını genişletemez, değiştiremez veya ona yeni unsurlar ekleyemez. Somut olayda, cezanın ertelenmesi (TCK m. 51), hükmün esasını değiştiren ve sanık lehine önemli bir hukuki sonuç doğuran yeni bir unsurdur. Kısa kararda yer almayan erteleme hükmünün gerekçeli karara eklenmesi, CMK m. 232/6'daki 'Hüküm fıkrası... kısa karara aykırı olamaz' kuralının ve yerleşik Yargıtay içtihatlarının açık bir ihlalidir. İnfaz işlemleri açısından, esas alınması gereken daima tefhim edilen kısa karardır. Ancak bu çelişki, hükmün infaz kabiliyetini de sakatlar. Temyiz incelemesinde Yargıtay, bu çelişki nedeniyle hükmü esasa girmeden bozacaktır. Mahkemenin, yeniden yapacağı yargılamada kısa karara uygun, çelişki içermeyen yeni bir gerekçeli karar yazması gerekecektir.