Bir icra takibinde, alacaklı vekili tarafından üçüncü kişi konumundaki bir sigorta şirketine gönderilmesi istenen 89/1 haciz ihbarnamesi, PTT'nin 'Alo Post' hizmetiyle gönderilmiş ancak taahhüt edilen süreden (örneğin 1 gün) çok daha geç (örneğin 6 gün) tebliğ edilmiştir. Bu gecikme sırasında sigorta şirketi, takip borçlusuna ödeme yapmış ve alacaklı alacağına kavuşamamıştır. Alacaklının bu zararının tazmini için PTT'ye karşı açacağı davada görevli yargı kolu neresidir? Bu uyuşmazlığın 'hizmet kusuru' temelinde idari yargıda mı, yoksa özel hukuk hükümlerine göre adli yargıda mı çözülmesi gerektiğini, PTT'nin hukuki statüsünü de dikkate alarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları ışığında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #164737

Bu davada görevli yargı kolu adli yargıdır ve dava Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarına göre (örneğin, E. 2017/4-1739, K. 2019/349), PTT, 233 sayılı KHK kapsamında bir Kamu İktisadi Kuruluşu (KİK) olup, faaliyetlerini özel hukuk hükümlerine göre yürüten, tüzel kişiliğe sahip bir teşebbüstür. PTT'nin posta gönderilerinin teslimi gibi hizmetleri, kamu gücüne dayalı, tek taraflı idari eylem veya işlem niteliğinde olmayıp, bir taşıma sözleşmesi benzeri özel hukuk ilişkisi çerçevesinde yürütülür. Taraflar arasındaki ilişki, kamu otoritesinin kullanıldığı bir idari faaliyet değil, özel hukuk alanında sunulan bir hizmettir. Dolayısıyla, bu hizmetin geç veya kusurlu ifasından doğan zararlar, 'hizmet kusuru' temelinde bir tam yargı davası olarak idari yargıda değil, haksız fiil veya sözleşmeye aykırılık hükümlerine (Borçlar Kanunu) göre adli yargıda çözümlenmelidir. PTT'nin hukuki statüsü ve yaptığı işin niteliği, uyuşmazlığın adli yargının görev alanına girdiğini göstermektedir. Bu nedenle, mahkemenin görevsizlik kararı vermeyip işin esasına girmesi usul ve yasaya uygundur.