Bir belediye, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 22/d maddesinde belirtilen parasal limitin altında kalan bir hizmet alımı için doğrudan temin usulünü kullanmıştır. Ancak hizmeti temin ettiği şirketin, belediye meclis üyelerinden birinin dolaylı olarak ortağı olduğu ortaya çıkmıştır. Bu durumda, her ne kadar alım doğrudan temin usulüne ve parasal limite uygun olsa da, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 28. maddesindeki yasak ve TCK m. 235 (İhaleye Fesat Karıştırma) açısından bir suç oluşup oluşmadığını tartışınız.
Bu durumda TCK m. 235'te tanımlanan ihaleye fesat karıştırma suçunun unsurları oluşmaz, ancak şartları varsa TCK m. 257'deki görevi kötüye kullanma suçu gündeme gelebilir. 1) İhaleye Fesat Karıştırma (TCK m. 235): Doğrudan temin, 4734 sayılı Kanun'da sayılan ihale usullerinden (açık ihale, belli istekliler arasında ihale, pazarlık usulü) biri değildir. Bu nedenle, doğrudan temin yoluyla yapılan alımlarda, rekabeti ve katılımı engellemeye yönelik hileli davranışları cezalandıran TCK m. 235'in tipiklik unsurları kural olarak gerçekleşmez. Suçun oluşması için kanunda sayılan seçimlik hareketlerden birinin (örneğin, ihaleye katılımı engellemek, gizli bilgiyi sızdırmak vb.) işlenmesi gerekir ki doğrudan teminin doğası gereği bu pek mümkün değildir. 2) 5393 s.k. m. 28 ve Görevi Kötüye Kullanma (TCK m. 257): 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 28. maddesi, meclis üyelerinin görevleri süresince belediyeye karşı doğrudan veya dolaylı taahhüde girmelerini yasaklar. Bu yasağa rağmen alım yapılması, görevin gereklerine aykırı bir davranıştır. Bu alımı gerçekleştiren kamu görevlileri (ihale yetkilisi vb.), bu yasak ilişkiyi bilerek veya bilmesi gerekirken alımı yapmakla, kanunun emredici hükmüne aykırı hareket etmiş olurlar. Bu eylem sonucunda, yasaklı şirkete 'haksız bir menfaat sağlanmış' olur. Bu durum, TCK m. 257/1'de düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunun unsurlarını oluşturabilir. Kamu zararı şart değildir, haksız menfaat sağlanması yeterlidir. Dolayısıyla, olay ihaleye fesat karıştırma değil, görevi kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilmelidir.