Mirasçılar arasında yapılan yazılı bir miras taksim sözleşmesinde, murisin sağlığında bir mirasçıya yaptığı karşılıksız kazandırmanın denkleştirmeye (iadeye) tabi olmayacağı kararlaştırılmıştır. Diğer mirasçılardan biri, daha sonra bu kazandırmanın denkleştirilmesi talebiyle dava açmıştır. Mirasçıların kendi aralarında yaptıkları bu sözleşmenin, TMK m. 669'da düzenlenen yasal denkleştirme yükümlülüğünü ortadan kaldırıp kaldırmayacağını, sözleşme özgürlüğü ilkesi çerçevesinde değerlendiriniz.
Mirasçıların kendi aralarında yaptıkları bu sözleşme geçerlidir ve denkleştirme talebiyle açılan dava reddedilmelidir. Mirasta denkleştirme (iade) kuralları, TMK m. 669 vd. düzenlenmiş olup, emredici nitelikte değildir. Bu kuralların amacı, yasal mirasçılar arasındaki eşitliği sağlamaktır. Ancak mirasçılar, mirasın paylaşımına ilişkin olarak aralarında yapacakları bir sözleşmeyle bu yasal düzenlemeden farklı bir rejim belirleyebilirler. TMK m. 676, mirasçılar arasında yapılacak paylaşma sözleşmesinin yazılı olması halinde geçerli olacağını ve mirasçıları bağlayacağını hükme bağlamıştır. Bu, sözleşme özgürlüğü ilkesinin miras hukukundaki bir yansımasıdır. Mirasçılar, iradi olarak bir araya gelip, murisin sağlığında yaptığı bir kazandırmanın denkleştirmeye tabi tutulmayacağı konusunda anlaştıklarında, bu anlaşma kendi aralarında bağlayıcıdır. Sonradan bir mirasçının bu anlaşmaya rağmen denkleştirme talep etmesi, hem sözleşmeye aykırılık teşkil eder hem de dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırıdır. Dolayısıyla, geçerli bir yazılı paylaşma sözleşmesi ile denkleştirmeden feragat edilmişse, bu feragat geçerlidir ve denkleştirme davası dinlenemez.