Aynı işverene bağlı olarak çalışan ve farklı tarihlerde, farklı gerekçelerle (birisi performans düşüklüğü, diğeri ekonomik nedenler) işten çıkarılan 15 işçi, işe iade talebiyle tek bir dava dilekçesiyle ortak dava açmışlardır. Mahkeme, HMK m. 57/1-c'deki 'davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması' koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle davaların tefrikine (ayrılmasına) karar vermiştir. Bu kararın isabetini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun konuya ilişkin yaklaşımını ve usul ekonomisi ilkesini göz önünde bulundurarak değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #164720

Mahkemenin tefrik kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarıyla uyumludur ve isabetlidir. Her ne kadar tüm davacılar aynı işverene karşı işe iade davası açmış olsalar da, ihtiyari dava arkadaşlığı için HMK m. 57/1-c'de aranan şartlar somut olayda gerçekleşmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (örneğin 01.03.2017 tarih, 2015/7-3380 E., 2017/378 K. sayılı kararı), her bir işçinin hizmet süresi, ücreti, çalışma koşulları ve en önemlisi işten çıkarılma gerekçesinin farklı olmasının, 'davanın temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin' ayrılığını gösterdiğini kabul etmektedir. Fesih nedenlerinin (performans, ekonomik nedenler vb.) her biri, ayrı bir ispat ve değerlendirme sürecini gerektirir. Bu davaların birlikte görülmesi, delillerin karıştırılmasına, yargılamanın karmaşıklaşmasına ve uzamasına neden olarak usul ekonomisi ilkesine hizmet etmeyecek, aksine onu zedeleyecektir. Her ne kadar tüm davaların hukuki dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu olsa da, uyuşmazlığın temelini oluşturan somut vakıalar (fesih nedenleri) farklıdır. Bu nedenle, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi ve adil bir karar verilebilmesi için davaların tefrik edilmesi usul ve yasaya uygundur.