Ceza Muhakemesi Kanunu m. 201'de düzenlenen 'Doğrudan Soru Yöneltme' (çapraz sorgu) esnasında sanık, susma hakkını kullandığını beyan etmiştir. Buna rağmen katılan vekili, sanığa soru sormaya devam etmek istemektedir. Sanık müdafii ise müvekkilinin susma hakkını kullandığını, bu ısrarın taciz niteliğinde olduğunu ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürerek soruların sorulmasına engel olunmasını talep etmektedir. Bu durumda mahkeme başkanının nasıl bir yol izlemesi gerektiğini, sanığın susma hakkının kapsamı, çapraz sorgunun amacı ve CMK m. 147 ile Anayasa m. 38/5 arasındaki ilişkiyi de dikkate alarak açıklayınız.
Mahkeme başkanı, katılan vekilinin soru sormaya devam etmesine izin vermelidir. Sanığın susma hakkı, Anayasa m. 38/5 ve CMK m. 147 uyarınca kendisine yöneltilen sorulara cevap vermeme hakkıdır; ancak bu hak, soruların sorulmasını engelleme hakkı değildir. Çapraz sorgunun amacı, maddi hakikate ulaşmak ve iddiaların doğruluğunu sınamaktır. Soruların sorulması, cevap verilmese dahi, duruşmada bulunanların, özellikle de mahkemenin, iddia makamının olayı hangi açılardan ele aldığını görmesi, sanığın belirli sorular karşısındaki tepkilerini gözlemlemesi ve hangi sorulara cevap vermekten kaçındığının tutanağa geçirilmesi açısından önemlidir. Aksi takdirde, sanığın toptan bir susma beyanıyla sorgu mekanizmasını tamamen işlevsiz kılması mümkün olurdu. Soruların sorulmaya devam edilmesi, CMK m. 148'de sayılan yasak sorgu metotlarından biri olmadığı gibi, tek başına taciz veya adil yargılanma hakkının ihlali olarak kabul edilemez. Sanık, her bir soru sorulduğunda 'cevap vermiyorum' diyerek susma hakkını kullanabilir. Mahkeme başkanının görevi, CMK m. 201'e uygun olarak sorgunun bütünlüğünü sağlamak, sorulan soruların dava ile ilgisiz veya yönlendirici olması gibi durumlarda usulüne uygun itirazları değerlendirmek ve sorgunun düzenini korumaktır. Sanığın susma hakkını kullanacağını baştan beyan etmesi, katılan vekilinin soru sorma hakkını ortadan kaldırmaz.