Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan (TCK m. 314) yargılanan bir sanığa, CMK m. 150/3 uyarınca zorunlu müdafi atanmamış ve sanık vekaletname ile de bir müdafi tutmamıştır. Sanığın bu şekilde yapılan yargılama sonunda mahkum edilmesi halinde, bu durum Yargıtay tarafından nasıl değerlendirilir?
Bu durum, Yargıtay tarafından 'mutlak bozma nedeni' olarak değerlendirilir. Metindeki Yargıtay 16. Ceza Dairesi kararlarında (örn. E:2019/9355) bu husus net bir şekilde belirtilmiştir. TCK m. 314'te düzenlenen suçun cezasının alt sınırı 5 yıldan fazla olduğu için, bu suçtan yargılanan sanığa CMK m. 150/3 uyarınca istemi olmasa dahi zorunlu olarak bir müdafi atanması gerekir. Müdafi hazır bulundurulmadan sanığın sorgusunun yapılması ve hüküm kurulması, en temel savunma hakkının (Anayasa m. 36, AİHS m. 6) ihlali anlamına gelir. Bu ihlal, CMK m. 289/1-e kapsamında 'hükme katılması kanunen zorunlu müdafiin yokluğu' hali olup, kararın esasına girilmeksizin, sırf bu usuli nedenle bozulmasını gerektirir.