Bir kişi, komşusu hakkında 'cinsel tacizde bulundu' diyerek şikayetçi olmuş, ancak soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Komşusu, bu şikayet nedeniyle manevi tazminat davası açtığında, şikayetçinin 'ben sadece şüphelendim, iftira atmadım' savunması karşısında, mahkemenin tazminata hükmedebilmesi için neyi araştırması gerekir?
Mahkemenin, şikayetçinin Anayasal şikayet hakkını (Anayasa m. 74) kötüye kullanıp kullanmadığını araştırması gerekir. Tazminata hükmedilebilmesi için, şikayetçinin sadece haksız çıkması yeterli değildir; şikayetinin 'haksız fiil' niteliği taşıması gerekir. Bu da TCK m. 267'deki iftira suçunun unsurlarının, yani şikayetçinin 'komşusunun bu suçu işlemediğini bilmesine rağmen, sırf ona zarar vermek amacıyla' hareket ettiğinin kanıtlanmasını gerektirir. Eğer şikayetçi, samimi bir şüpheye veya yanlış bir algıya dayanarak hareket etmişse, bu durum şikayet hakkının sınırları içinde kalır ve tazminat sorumluluğu doğurmaz. Mahkeme, şikayetçinin özel kastını, yani kötü niyetini (delilleri karartma, yalan tanık bulma, olayı çarpıtma gibi emarelerle) araştırmalıdır. Kötü niyet ispatlanamazsa dava reddedilir.