Cumhuriyet savcısı bir şüpheliyi 'hırsızlık' (TCK m. 141) suçundan tutuklamaya sevk etmiştir. Sulh ceza hakimi, dosyadaki delillere göre fiilin aslında 'güveni kötüye kullanma' (TCK m. 155) suçunu oluşturduğunu düşünmektedir. Güveni kötüye kullanma suçu ise tutuklama için katalog suçlar arasında değildir (CMK m. 100/3). Bu durumda sulh ceza hakimi nasıl bir karar vermelidir?
Bu durumda sulh ceza hakimi, tutuklama talebini reddetmelidir. Metinde savunulan 'fiille bağlılık, nitelendirme ile serbestlik' ilkesi burada da geçerlidir. Hakim, savcının 'hırsızlık' nitelemesiyle bağlı değildir. Kendi hukuki değerlendirmesine göre fiili 'güveni kötüye kullanma' olarak nitelendirebilir. Yaptığı bu hukuki değerlendirme sonucunda, fiilin CMK m. 100/3'te sayılan katalog suçlardan birini oluşturmadığı ve tutuklama yasağı kapsamında kaldığı sonucuna varır. Dolayısıyla, tutuklama tedbirinin yasal şartları oluşmadığından, tutuklama talebini reddeder. Hakim, fiilin hırsızlık olmadığı kanaatindeyse, hırsızlık suçundan tutuklama kararı veremez. Bu, hakimin hukuki nitelendirmedeki serbestisinin sanık lehine sonuç doğurduğu bir örnektir.