Bir idari işlemin iptali davasında verilen karar kesinleştikten sonra, davacı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvurmuş ve AİHM, yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedeniyle 'adil yargılanma hakkının' ihlal edildiğine karar vermiştir. Bu AİHM kararı, İYUK m. 53 uyarınca tek başına bir 'yargılamanın yenilenmesi' sebebi teşkil eder mi?
Hayır, tek başına etmez. İYUK m. 53/1-ı bendi, yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak, 'kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması'nı aramaktadır. AİHM'in sadece 'yargılamanın uzun sürmesi' nedeniyle verdiği ihlal kararı, davanın esasına ilişkin değildir ve mahkemenin verdiği kararın kendisinin bir hak ihlali suretiyle verildiği anlamına gelmez. Metindeki Danıştay 2. Dairesi (E:2016/5116) kararında da bu durum görülmektedir. Davacı, AİHM'e gitmiş, AİHM konuyu Tazminat Komisyonu'na yönlendirmiş, Komisyon da yargılamanın uzun sürdüğüne karar vererek tazminata hükmetmiştir. Danıştay, bu durumun, ilk derece mahkemesi kararının esasına ilişkin bir ihlal tespiti içermediğini, dolayısıyla İYUK m. 53'teki yargılamanın yenilenmesi sebebini oluşturmadığını belirterek talebi reddetmiştir. Yenilenme için AİHM kararının, davanın esasına etkili bir ihlal (örn. delillerin hukuka aykırı toplanması, savunma hakkının kısıtlanması) tespit etmesi gerekir.