CMK m. 112/1, adli kontrol hükümlerini 'isteyerek' yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebileceğini düzenlemektedir. Yazar, bu hükmün varlığına rağmen uygulamada adli kontrol tedbirinin kaldırılıp tutuklamaya dönülmesini hangi gerekçelerle eleştirmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #164226

Yazar, CMK m. 112/1'in açık lafzına rağmen, uygulamada bu hükmün göz ardı edildiğini eleştirmektedir. Eleştirinin temel noktaları şunlardır: 1) Hüküm, tutuklama kararı için adli kontrol tedbirinin 'bilerek ve isteyerek ihlal edilmesi' şartını aramaktadır. Ancak uygulamada, tedbire uyan bir sanık hakkında dahi 'değişen durum' veya 'hüküm özlü' olma gibi yasal dayanağı olmayan gerekçelerle adli kontrol kaldırılıp tutuklama kararı verilmektedir. 2) Yazar, adli kontrol tedbirine uyan bir sanığın, sırf hakkında mahkumiyet hükmü verildiği (ancak karar kesinleşmediği) için tutuklanmasının, CMK m. 112/1'in lafzına ve ruhuna aykırı olduğunu, Anayasa m. 13'teki 'kanunilik' ilkesini ihlal ettiğini savunmaktadır. 3) Adli kontrol tedbirinin CMK m. 109/3 uyarınca sıkılaştırılması mümkünken, bunun yerine doğrudan en ağır tedbir olan tutuklamaya başvurulmasının 'ölçülülük' ilkesine de aykırı olduğunu ima etmektedir.