İdare hukukunda, idarenin takdir yetkisinin 'kamu yararı' ve 'hizmet gerekleri' ile sınırlı olması ne anlama gelmektedir? Bu ilkelerin yargısal denetimdeki rolünü açıklayınız.
İdarenin takdir yetkisi, sınırsız ve keyfi bir yetki olmayıp, her zaman 'kamu yararı' ve 'hizmet gerekleri' ile sınırlıdır. 'Kamu yararı', idari işlemin nihai amacının bireysel veya özel çıkarlar değil, toplumun genel menfaati olması gerektiğini ifade eder. Bir işlem bu amaca hizmet etmiyorsa, amaç yönünden hukuka aykırıdır. 'Hizmet gerekleri', idari işlemin, yürütülen kamu hizmetinin en verimli, etkili ve rasyonel şekilde sunulması ihtiyacına uygun olması gerektiğini belirtir. Örneğin, bir memurun atanmasında, o hizmet için en uygun ve yetenekli kişinin seçilmesi hizmet gereğidir. Yargısal denetimde mahkeme, idarenin kararının bu ilkelere uygun olup olmadığını denetler. İdarenin, kamu yararı veya hizmet gerekleriyle açıklanamayan, keyfi veya kişisel nedenlere dayalı bir karar verdiği kanaatine varırsa, işlemi 'amaç' veya 'sebep' unsurları yönünden hukuka aykırı bularak iptal eder. Bu denetim, bir yerindelik denetimi değil, işlemin hukuka uygunluk denetiminin bir parçasıdır. (Kaynak: idarenin-takdir-yetkisi.html)