Ecrimisil davasının davalısı 'kötü niyetli zilyet'tir. Bir zilyedin 'kötü niyetli' sayılması için hangi koşulların varlığı gerekir?
Bir zilyedin kötü niyetli sayılması, onun zilyetliğinin (fiili hakimiyetinin) geçerli bir hukuki sebebe dayanmadığını 'bildiği' veya 'bilmesi gerektiği' anlamına gelir. TMK m. 3 uyarınca, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz. Dolayısıyla kötü niyet iki şekilde ortaya çıkabilir: 1) Sübjektif Kötü Niyet: Zilyet, o taşınmazı kullanmaya hakkı olmadığını kesin olarak bilmektedir. 2) Objektif Kötü Niyet: Zilyet, hakkı olmadığını bilmese bile, içinde bulunduğu koşullar ve ortalama bir insanın göstermesi gereken dikkat ve özen çerçevesinde bunu 'bilmesi gerekirdi'. Örneğin, tapu kayıtlarını basit bir incelemeyle kontrol etseydi durumu anlayabilecek olan bir kişinin iyiniyetli olduğu kabul edilmez. Ecrimisil davasında, davalının bu iki durumdan birinde olduğunun ispatı gerekir. (Kaynak: ecrimisil-davasi.html)