TCK m. 21'in gerekçesinde, 'bilerek' ifadesine yer verilen suçların sadece doğrudan kastla işlenebileceği belirtilmiştir. Bu ilke, TCK m. 267'deki iftira suçu açısından nasıl bir anlam ifade eder?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #163010

TCK m. 21'in gerekçesindeki bu ilke, iftira suçunun manevi unsurunu netleştirmek için kritik öneme sahiptir. TCK m. 267/1, iftira suçunu tanımlarken '...işlemediğini bildiği halde...' ifadesini kullanır. Bu 'bilerek' yapma vurgusu, failin, mağdurun isnat edilen fiili işlemediği konusunda herhangi bir şüphesinin olmaması, bu durumu kesin olarak bilmesi gerektiğini ifade eder. Bu nedenle, iftira suçu sadece 'doğrudan kastla' işlenebilir. Failin, 'belki işlememiştir ama yine de şikayet edeyim, ne olur ne olmaz' şeklindeki bir düşünceyle, yani neticenin gerçekleşmesini olası görerek hareket etmesi (olası kast), iftira suçunun oluşması için yeterli değildir. Failin, mağdurun masumiyetine dair kesin bir bilgisi ve buna rağmen isnatta bulunma iradesi aranır. (Kaynak: olasi-kastla-oldurme-sucu.html, iftira-sucu-tck-m-267.html)