'Ecrimisil' (haksız işgal tazminatı) talebinin hukuki niteliği nedir ve bu davanın açılabilmesi için haksız zilyedin hangi manevi durumda olması gerekir? Yargıtay'ın 2008/10932 E., 2009/88 K. sayılı kararında, hak sahibinin uzun süre haksız kullanıma ses çıkarmamasının davalının sorumluluğuna etkisi nasıl değerlendirilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #162953

Ecrimisil, haksız bir eylem (haksız işgal) nedeniyle oluşan bir tazminat talebidir. Hukuki niteliği, hak sahibinin rızası olmaksızın taşınmazını kullanan kişiden talep edilen bir 'haksız işgal tazminatı'dır. Bu davanın en temel şartlarından biri, haksız zilyedin 'kötü niyetli' olmasıdır (TMK m. 995). Kötü niyet, zilyedin o yeri kullanmaya hakkı olmadığını bilmesi veya bilmesi gerekmesidir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin ilgili kararında, davalının, davacının bilgisi dahilinde ve onun uzun süre ses çıkarmaması (zımni rızası) ile taşınmazda oturduğu tespit edilmiştir. Yüksek Mahkeme, bu durumda davalının kullanımının kötü niyetli bir işgal olarak kabul edilemeyeceğini, davacının dava açmakla bu zımni muvafakatini geri almış sayılacağını belirtmiştir. Bu nedenle, ecrimisilin ancak dava tarihinden itibaren istenebileceğine, dava tarihine kadar olan dönem için davalının 'kötü niyetli' olmadığı ve ecrimisilden sorumlu tutulamayacağına karar vermiştir. (Kaynak: ecrimisil-davasi.html)