Bir özel hukuk uyuşmazlığında, tarafların tacir olması, aralarındaki uyuşmazlığın 'ticari dava' sayılması için yeterli midir? 6102 sayılı TTK m. 4 uyarınca bir davanın ticari dava sayılabilmesi için aranan diğer koşul nedir ve bu ayrımın 'zorunlu arabuluculuk' açısından önemi nedir?
Hayır, tarafların tacir olması tek başına uyuşmazlığın ticari dava sayılması için yeterli değildir. TTK m. 4'e göre, bir davanın 'nispi ticari dava' sayılabilmesi için iki şartın birlikte bulunması gerekir: 1) Her iki tarafın da tacir olması, 2) Uyuşmazlığın her iki tarafın da 'ticari işletmesiyle ilgili' olması. Örneğin, iki tacir arasında, birinin kişisel konutunun kiralanmasına ilişkin bir uyuşmazlık, taraflar tacir olsa bile ticari işletmeleriyle ilgili olmadığından ticari dava sayılmaz. Bu ayrımın 'zorunlu arabuluculuk' açısından önemi büyüktür. TTK m. 5/A'ya göre, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin 'ticari davalarda' dava açmadan önce arabulucuya başvurmak bir dava şartıdır. Dolayısıyla, bir kira uyuşmazlığında, hem kiracının hem kiralayanın tacir olması VE kira sözleşmesinin her ikisinin de ticari işletmesiyle ilgili olması (örneğin, bir şirketin diğer şirkete depo kiralaması) halinde, kira alacağı davası için arabuluculuk dava şartı olacaktır. Aksi halde (taraflardan biri tacir değilse veya uyuşmazlık ticari işletmeyle ilgili değilse) zorunlu arabuluculuk söz konusu olmaz. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/kira-uyarlama-davasi/)