TCK m. 23'te düzenlenen 'netice sebebiyle ağırlaşmış suç' kurumunun, ortaçağ hukukundan kalma 'versari in re illicita' (hukuka aykırı bir durumda olan bunun bütün neticelerine katlanır) anlayışından temel farkı nedir? Bu düzenlemenin, Anayasa'da yer alan 'kusur ilkesi' ile bağlantısını kurunuz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #162693

'Versari in re illicita' anlayışı, bir kişinin hukuka aykırı bir eyleme başladığında, bu eylemden doğan ve kastetmediği daha ağır veya farklı neticelerden de objektif olarak, yani kusuru aranmaksızın sorumlu tutulması anlamına gelir. Örneğin, hafifçe yaralamak için vurduğu kişinin ölmesi halinde, failin ölüme ilişkin bir kusuru olmasa dahi bu sonuçtan sorumlu tutulmasıdır. TCK m. 23 ise bu objektif sorumluluk anlayışını terk etmiştir. Bu maddeye göre, bir fiilin kastedilenden daha ağır bir neticeye yol açması halinde, kişinin bu ağır neticeden sorumlu tutulabilmesi için, 'bu netice bakımından en azından taksirle hareket etmesi gerekir'. Yani failin ağır neticeye ilişkin bir kusurunun (en azından basit taksir düzeyinde) bulunması şarttır. Bu düzenleme, Anayasa'da da ifadesini bulan çağdaş ceza hukukunun temel ilkesi olan 'kusursuz ceza olmaz' (kusur ilkesi) ilkesinin bir gereğidir. Kişi, ancak kusurlu olduğu bir neticeden sorumlu tutulabilir. TCK m. 23, kastedilmeyen ağır sonuçlar için sorumluluğu kusur şartına bağlayarak, objektif sorumluluk kalıntılarını ceza hukukumuzdan temizlemiştir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/olasi-kastla-oldurme-sucu/)