Bir kira uyarlama davasında, davacı (kiracı), pandemi nedeniyle iş hacminin düştüğünü ve kira bedelinin fahiş kaldığını iddia etmektedir. Davalı (kiralayan) ise, davacının vergi beyannamelerinde kar gösterdiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmektedir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları (örn: Y. 11. HD 1986/3111 E.) ışığında, mahkemenin bu uyuşmazlığı nasıl çözmesi gerekir?
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, mahkeme sadece davacının vergi beyannamelerine veya resmi kayıtlarına bakarak karar vermemelidir. Davacının vergi beyannamesinde kar göstermesi, tek başına uyarlama davasının reddi için yeterli bir gerekçe değildir. Yargıtay, vergi kayıtlarının sağlıklı tutulmadığı gerçeğinden hareketle, bu belgelerin tazminat veya uyarlama davalarında bağlayıcı olmadığını kabul etmektedir. Mahkemenin yapması gereken, metinde de belirtildiği gibi, kapsamlı bir araştırma yapmaktır. Bu kapsamda; kira hukukunda uzman bir bilirkişi ve bir gayrimenkul değerleme uzmanından oluşan bir heyetle mahallinde keşif yapılmalı; pandemi sürecinin davacının faaliyet gösterdiği sektör ve özelde dava konusu işyeri üzerindeki etkileri (ciro düşüşü, müşteri sayısı vb.) somut olarak incelenmeli; davacının ticari defterleri, banka kayıtları ve diğer belgelerle birlikte vergi kayıtları da bir bütün olarak değerlendirilerek işlem temelinin çöküp çökmediği tespit edilmelidir. Salt vergi kayıtlarına dayalı bir karar, eksik inceleme nedeniyle bozma sebebi olacaktır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/kira-uyarlama-davasi/)