Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 1989/662 E. sayılı kararında, 'Vergi beyannameleri tazminat hesabına esas alınamaz' denilmektedir. Bu içtihadın temel gerekçesi nedir? Mahkemenin, bir ticari işletmenin kazanç kaybını hesaplarken vergi kayıtlarını hangi nitelikte bir delil olarak değerlendirmesi gerekir?
Bu içtihadın temel gerekçesi, vergi beyannamelerinin ve defterlerinin, kişinin devlete karşı olan mali yükümlülüklerini yerine getirmek amacıyla 'vergi dairesine karşı' hazırlanmış belgeler olmasıdır. Bu belgeler, her zaman gerçek kazanç durumunu yansıtmayabilir. Bir kişinin vergi matrahını düşük göstermesi, vergi hukuku açısından bir usulsüzlük veya suç teşkil edebilir, ancak bu durum onun tazminat hukuku alanındaki gerçek zararının da o kadar olduğu anlamına gelmez. Tazminat hukukunun amacı, kişinin uğradığı 'gerçek zararı' tam olarak gidermektir. Bu nedenle, Yargıtay'a göre mahkeme, davacının beyanlarıyla bağlı kalarak sadece vergi kayıtlarına göre zarar hesabı yapmamalıdır. Vergi kayıtları, 'bağlayıcı nitelikte' bir delil değil, ancak 'takdiri delil' veya 'delil başlangıcı' olarak değerlendirilebilir. Mahkemenin yapması gereken, bu kayıtların yanı sıra bilirkişi incelemesi, tanık beyanları, emsal işletme verileri gibi diğer tüm delilleri toplayarak davacının 'gerçek kazanç kaybını' tespit etmektir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/kira-uyarlama-davasi/)