İş hukuku davalarında, işçinin imzasını taşıyan ücret bordroları, ödemelerin yapıldığına dair 'kesin delil' niteliğindedir. Yargıtay'ın hafta tatili ücreti alacağına ilişkin kararında da bu ilkeye atıf yapılmaktadır. İşçi, imzaladığı bir bordroda 'hafta tatili ücreti' ödenmiş gibi gösterilmesine rağmen bu parayı almadığını iddia ediyorsa, bu 'kesin delil' niteliğindeki belgeye karşı iddiasını nasıl ispatlayabilir? Hangi delillere başvurabilir?
İşçinin imzasını taşıyan ücret bordrosu, sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bu, HMK'daki 'senetle ispata karşı yine senetle ispat' (veya kesin delille ispat) kuralının iş hukukundaki bir yansımasıdır. İşçi, bu kesin delile karşı iddiasını ispatlamak için şu yollara başvurabilir: 1) Yazılı Delil Karinesi: Bordronun aksini ispat eden yine güçlü yazılı deliller sunabilir. En önemlisi, işverenin banka kayıtlarıdır. Eğer bordroda yazan miktar ile işçinin banka hesabına yatan miktar arasında bir fark varsa, bordronun muvazaalı (gerçeğe aykırı) olduğu ispatlanabilir. 2) Tanık Beyanları: Bordroda gösterilen ücretin gerçeği yansıtmadığı, işyerinde benzer durumdaki diğer çalışanların da aynı şekilde bordro imzalamasına rağmen daha düşük ücret aldığı veya hafta tatili ücretlerinin elden ve eksik ödendiği gibi hususlar, tutarlı ve güçlü tanık beyanlarıyla desteklenirse, mahkeme bordronun aksine karar verebilir. Buna 'bordronun ihtirazi kayıtla imzalandığı' veya 'hayatın olağan akışına aykırılık' denir. 3) Yemin: Diğer delillerle ispat edilemezse son çare olarak yemin deliline başvurulabilir. Kısacası, işçi özellikle banka kayıtları gibi maddi delillerle ve bunu destekleyen tanık beyanları ile bordronun gerçeği yansıtmadığını ispatlayabilir. (Kaynak: oner.av.tr/iscinin-calisma-ve-tatil-suresi/)