Kira tespit davalarında uygulanan hakkaniyet indiriminde, kiracının 'eski kiracı' olması ve 'kiracılık süresi' önemli bir kriterdir. 18.11.1964 tarihli YİBK ve yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre, hakimin bu indirimi yaparken 'tarafların kira sözleşmesinden bekledikleri amaçlarına uygun makul bir kira parasına hükmetmesi' gerektiği belirtilmektedir. Bu ilkenin, sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ile değişen ekonomik koşullar arasında bir denge kurmadaki rolünü tartışınız.
Bu ilke, kira hukukunun iki temel prensibi arasında hassas bir denge kurmayı amaçlar. Bir yanda 'sözleşmeye bağlılık (ahde vefa)' ilkesi, diğer yanda ise zamanla değişen ekonomik koşullar karşısında sözleşme adaletini sağlama ihtiyacı vardır. 'Eski kiracı' lehine hakkaniyet indirimi yapılması, kiracının uzun yıllar boyunca sözleşmeye sadık kalarak kirasını düzenli ödemesinin ve kiralananın değerinin artmasına dolaylı olarak katkıda bulunmasının bir karşılığıdır. Bu, ahde vefa ilkesine bir ödüldür. Diğer yandan, sadece eski kira bedelinin cüzi bir artışla devam etmesi, kiraya verenin mülkiyet hakkını ve değişen ekonomik koşullar (enflasyon, emsal kira artışları) karşısındaki meşru beklentilerini ihlal eder. Hakim, bilirkişinin belirlediği güncel rayiç bedeli doğrudan uygulamak yerine, bu bedelden bir miktar indirim yaparak, hem kiraya verenin mülkünden makul bir gelir elde etmesini sağlar hem de uzun süreli kiracıyı ani ve fahiş bir kira artışıyla mağdur etmez. Böylece, her iki tarafın da sözleşmeden beklediği 'makul' amaçlar arasında adil bir denge kurulmuş olur. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/yargitay-kararlari-isiginda-TBK-344-göre-kira-bedelinin-belirlenmesi-kira-tespit-davalarinda-hakkaniyet-indirimi-uygulamasi)