HMK m. 270'in gerekçesinde, 'hukuk fakültesi öğretim elemanlarının' bu madde kapsamında bilirkişilik yapmaya zorlanmasının düşünülmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Bu durumun altında yatan temel ilke nedir?
Bu durumun altında yatan temel ilke, HMK'nın 266. maddesinde somutlaşan 'hukuki konularda bilirkişiye başvurulamayacağı' ilkesidir. HMK sistematiğine göre, 'hukukun en yetkin bilirkişisi hakimin kendisidir'. Hukuki sorunların çözümü, yorumu ve uygulanması hakimin asli görevidir ve bu görev bir başkasına, yani bilirkişiye devredilemez. Hukuk fakültesi öğretim elemanlarının uzmanlığı da hukuki konular üzerinedir. Mademki hukuki konularda bilirkişiye başvurulması yasaklanmıştır, o halde hukukçu bilirkişilerin (ve özellikle öğretim elemanlarının) bu sıfatla görevlendirilmesi ve HMK m. 270 uyarınca bu görevi kabule zorlanması da sistemle çelişir. Onların görüşleri ancak HMK m. 293'te düzenlenen 'uzman görüşü' (taraf bilirkişiliği) kapsamında alınabilir, mahkeme tarafından re'sen atanan bilirkişi olarak değil. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-270-bilirkisilik-gorevini-kabulle-yukumlu-olanlar.html)