İftira suçunda dava zamanaşımı süresinin başlangıcı, TCK m. 267/8 uyarınca özel bir kurala bağlanmıştır. Bu özel kural nedir ve genel zamanaşımı kurallarından (TCK m. 66) neden farklılaşmıştır? Bu düzenlemenin amacı ve pratik önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #162643

Genel kural olarak suçlarda dava zamanaşımı, fiilin işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar (TCK m. 66). Ancak iftira suçunda TCK m. 267/8, özel bir düzenleme getirerek zamanaşımının 'mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten' başlayacağını hükme bağlamıştır. Bu farklılaşmanın temel nedeni, iftira suçunun doğasıdır. İftira fiili işlendiği anda, mağdurun suçsuzluğu henüz hukuken sabit değildir. Mağdur, iftira nedeniyle uzun süren bir soruşturma veya kovuşturmaya maruz kalabilir. Eğer zamanaşımı fiil tarihinden başlasaydı, mağdurun aklanması süreci tamamlanana kadar iftira suçu zamanaşımına uğrayabilir ve iftiracı cezasız kalabilirdi. Bu özel düzenlemenin amacı, iftira mağdurunun hak arama imkanını korumak ve suçun cezasız kalmasını önlemektir. Pratik önemi, zamanaşımı süresinin başlangıcını, mağdur hakkında verilen 'kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK)' veya 'beraat' kararının kesinleştiği tarihe ertelemesidir. (Kaynak: or.av.tr/iftira-sucu-tck-m-267/)