Anayasa Mahkemesi'nin Şerafettin Can Atalay (2) kararının İlk Derece Mahkemesi ve Yargıtay tarafından uygulanmamasına yönelik eleştiriler, metinde hangi anayasal ilkelere dayandırılmaktadır? Anayasa m. 153'ün 'AYM kararlarının kesinliği ve bağlayıcılığı' ilkesi karşısında, bir mahkemenin AYM kararını 'yetki aşımı' gerekçesiyle uygulamaması 'hukuk devleti' ilkesi açısından ne anlama gelir?
Metindeki eleştiriler şu anayasal ilkelere dayanmaktadır: 1) Hukuk Devleti İlkesi (Anayasa m. 2): Hukuk devleti, tüm devlet organlarının Anayasa ve hukukla bağlı olmasını gerektirir. 2) Anayasanın Bağlayıcılığı ve Üstünlüğü (Anayasa m. 11): Anayasa hükümleri, yargı organlarını da bağlayan temel hukuk kurallarıdır. 3) AYM Kararlarının Kesinliği ve Bağlayıcılığı (Anayasa m. 153): Bu madde, AYM kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını bağladığını açıkça emreder. 4) Anayasadan Kaynak Almayan Yetki Kullanma Yasağı (Anayasa m. 6/3): Hiçbir organ, Anayasa'nın kendisine tanımadığı bir 'direnme' yetkisini kullanamaz. Bir mahkemenin, AYM kararını 'yetki aşımı' veya 'fonksiyon gaspı' gibi gerekçelerle uygulamaması, 'hukuk devleti' ilkesi açısından ciddi bir kriz anlamına gelir. Bu durum, Anayasa'nın üstünlüğünü ve bağlayıcılığını sorgulanır hale getirir. Anayasa m. 153, bir alt mahkemeye AYM kararını denetleme veya uygulamama yetkisi tanımamıştır. AYM'nin yetkisini aştığı düşünülse dahi, bu durum kararın uygulanmamasının hukuki bir gerekçesi olamaz. Aksi bir kabul, normlar hiyerarşisini ortadan kaldırır, yargısal anarşiye yol açar ve herhangi bir mahkeme kararının uygulanmaması için bir emsal teşkil edebilir. Bu, hukuk düzeninin temelini sarsan bir fiili durum yaratır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/anayasa-mahkemesinin-kararlarinin-gereginin-yerine-getirilmesi)