Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2016/123 sayılı kararında, imar planında uzun yıllar 'Kültür ve Eğlence Alanı' olarak gösterilen ancak kamulaştırılmayan bir taşınmaz için idarenin 'pasif ve suskun kalmasının' kamulaştırmasız el atma sayılacağı kabul edilmiştir. Bu kararda, idarenin 'eylemsizliğinin' bir 'haksız fiil' (el atma) olarak nitelendirilmesinin temelindeki anayasal ve hukuki ilkeler nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #162629

İdarenin eylemsizliğinin bir el atma olarak nitelendirilmesinin temelinde şu ilkeler yatar: 1) Mülkiyet Hakkının Korunması (Anayasa m. 35): Mülkiyet hakkı, malike tasarruf, kullanma ve yararlanma yetkileri verir. İmar planıyla getirilen kısıtlama, bu yetkileri belirsiz bir süre için ortadan kaldırmaktadır. 2) Hukuk Devleti ve Hukuk Güvenliği İlkesi (Anayasa m. 2): İdarenin planı uygulamayarak, kamulaştırma veya takas gibi işlemleri yapmayarak kişiyi belirsizlik içinde bırakması, hukuk güvenliğini zedelemektedir. Malik, mülkünü ne satabilmekte ne de üzerinde bir yapılaşmaya gidebilmektedir. 3) Ölçülülük İlkesi: Kamu yararı amacıyla getirilen bir kısıtlamanın, malik üzerinde aşırı ve orantısız bir yük oluşturması ve bu durumun süresiz hale gelmesi, kamu yararı ile birey hakkı arasındaki dengeyi bozar. İdarenin bu 'pasif ve suskun kalma' şeklindeki eylemsizliği, fiili bir el atmayla aynı sonucu doğurmakta, yani mülkiyet hakkını özünden zedeleyerek kullanılmaz hale getirmektedir. Yargıtay, bu nedenle idarenin bu eylemsizliğini, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran bir müdahale, yani 'hukuki el atma' olarak kabul etmiştir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/gayrimenkul-hukuku/kamulastirmasiz-el-atma-davasi-nedir.html)