Kamulaştırmasız el atma, 'fiili el atma' ve 'hukuki el atma' olarak ikiye ayrılmaktadır. Bu iki el atma türü arasındaki temel fark nedir ve bu fark, uyuşmazlıkların çözümünde görevli yargı kolunu (adli/idari yargı) nasıl etkilemektedir?
Fiili el atma ve hukuki el atma arasındaki temel fark, idarenin mülkiyet hakkına müdahalesinin niteliğidir. Fiili el atma, idarenin kamulaştırma usullerine uymadan, bir eylemle (yol yapmak, bina inşa etmek, moloz dökmek vb.) özel mülkiyete konu taşınmaza fiziken el koyması ve zilyetliğini ele geçirmesidir. Bu, idarenin eylemli bir haksız fiili olarak kabul edilir. Hukuki el atma ise, idarenin taşınmaza fiziken müdahale etmediği, ancak aldığı bir idari kararla (genellikle imar planı değişikliği ile taşınmazı okul, park, yeşil alan gibi kamusal bir amaca tahsis ederek) malikin tasarruf hakkını süresiz veya çok uzun bir süre kısıtlamasıdır. Bu ayrım, görevli yargı kolunu doğrudan etkiler: 1) Fiili El Atma: İdarenin eylemi haksız fiil niteliğinde görüldüğü için, bu durumdan kaynaklanan bedel/tazminat davalarında görevli mahkeme, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca adli yargı, yani taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesidir. 2) Hukuki El Atma: Müdahale, bir idari işlemden (imar planı) kaynaklandığı için, bu tür kısıtlamalardan doğan tazminat davalarında görevli mahkeme, 2942 sayılı Kanun'un Geçici 6. maddesi uyarınca idari yargı, yani idare mahkemeleridir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/gayrimenkul-hukuku/kamulastirmasiz-el-atma-davasi-nedir.html)