YCGK'nın 2015/1184 E. sayılı kararında, kanun yararına bozma nedeninin 'hükümlünün cezasının kaldırılmasını' veya 'daha hafif bir cezanın verilmesini' gerektirmesi halinde, Yargıtay ceza dairesinin CMK m. 309/4-d uyarınca doğrudan hüküm kurması gerektiği belirtilmiştir. Bu olayda, TCK m. 86/3-a'nın yanlış uygulanmasının 'daha hafif bir ceza' verilmesini gerektirdiği halde, Özel Daire'nin sadece bozma kararı verip 'müteakip işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine' karar vermesi neden hatalıdır? Bu durumun 'yargılamanın tekrarlanması yasağı' ilkesiyle ilişkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #162614

Özel Daire'nin kararı, CMK m. 309/4'teki açık ve sıralı düzenlemeye aykırıdır. Bu maddenin (d) bendi, bozma nedeninin hükümlünün cezasını etkilediği (kaldırma veya hafifletme) durumlarda, yetkiyi doğrudan Yargıtay dairesine vermektedir. Amaç, kesinleşmiş bir hükümde lehe bir değişiklik yapılacaksa, bunun en hızlı ve en yetkin merci tarafından yapılmasıdır. Bu durumda, yerel mahkemeye yeniden yargılama yapma görevi vermek, kanunun sistematiğine aykırıdır. Bu durumun 'yargılamanın tekrarlanması yasağı' (ne bis in idem) ile de yakın bir ilişkisi vardır. Kanun yararına bozma, kural olarak aleyhe sonuç doğurmaz ve yeniden yargılama yasağı geçerlidir. CMK m. 309/4-d, bu yasağın bir gereği olarak, sadece lehe olan hukuki düzeltmenin Yargıtay tarafından yapılıp dosyanın kapatılmasını, hükümlünün tekrar yerel mahkeme önüne çıkmamasını hedefler. Özel Daire'nin dosyayı yerel mahkemeye göndermesi, bu ilkeyi ve kanunun açık hükmünü ihlal etmiştir. Nitekim YCGK, itirazı kabul ederek dosyanın bu hukuka aykırılıkların giderilmesi için CMK m. 309/4-d uyarınca karar verilmek üzere Özel Daire'ye gönderilmesine karar vermiştir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/secenek-yaptirim-kanun-yararina-bozma/)