5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'na eklenen Geçici m. 7, belirli bir tarihe kadar işlenen 'sahte telekomünikasyon aboneliği' suçundan dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesini düzenlemektedir. Metinde, bu erteleme kararının verilmesinin 'yargı mercilerinin takdirine bağlı olmadığı' ve 'emredici' olduğu belirtilmektedir. Bu durum, CMK m. 171'de düzenlenen ve savcının takdirine bağlı unsurlar içeren genel erteleme kurumuyla nasıl bir zıtlık oluşturmaktadır? Bu özel düzenlemenin sanığın 'aklanma hakkı' üzerindeki potansiyel etkisini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #162611

CMK m. 171'deki kamu davasının açılmasının ertelenmesi (KDAE) kurumu, savcıya takdir hakkı tanıyan unsurlar içerir ('suç işlemekten çekineceği kanaatine varılması', 'toplum açısından daha yararlı olması' gibi). Ancak, 5809 sayılı Kanun Geçici m. 7, bu şartları aramadan, belirtilen suç tipi için erteleme kararı verilmesini zorunlu (emredici) kılar. Bu, kanun koyucunun belirli bir suç tipine özgü, af benzeri bir düzenleme yapma iradesini gösterir. Bu zorunluluk, sanığın 'aklanma hakkı' açısından bir sorun yaratabilir. Zira, suçsuz olduğunu düşünen ve yargılanarak beraat etmek isteyen bir sanık, rızası aranmaksızın hakkında KDAE kararı verilmesiyle bu imkandan mahrum kalabilir. Erteleme kararı, bir mahkumiyet olmasa da, kişinin üzerinde bir 'şüphe' bırakabilir. Bu durum, Anayasa'nın 36. maddesindeki adil yargılanma hakkı ve özellikle bu hakkın bir unsuru olan aklanma hakkı ile çelişki oluşturma potansiyeli taşır. Ancak kanun koyucunun emredici hükmü karşısında, mevcut durumda yargı mercilerinin bu kararı verme zorunluluğu bulunmaktadır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/sahte-telekomunikasyon-aboneligi-sucunda-yeni-duzenleme-ve-muhtemel-uygulama-sorunlari)