Bir idari işlemin sebep ve konu unsurlarında takdir yetkisi olabileceği, ancak amaç unsurunda olamayacağı belirtilmektedir. 'İdari işlemlerin tek amacı kamu yararının sağlanmasıdır' ilkesinden hareketle, bir atama işleminde kanunda aranan tüm şekli şartlar ve liyakat koşulları sağlansa dahi, işlemin arkasında 'kamu yararı' dışında (örneğin, kişisel husumet, siyasi kayırma gibi) bir amaç olduğunun tespiti halinde, bu durumun hukuki sonucu ne olur? Yargı mercii bu 'amaç sakatlığı'nı nasıl tespit edebilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #162592

İdari işlemin amaç unsuru, işlemin yapılmasındaki nihai hedeftir ve bu hedef her zaman kamu yararı olmak zorundadır. Bir atama işleminde, aday kanundaki tüm objektif şartları taşısa bile, idare bu işlemi kamu yararı (örneğin, hizmetin daha iyi yürütülmesi) amacıyla değil de, kişisel veya siyasi bir nedenle (amaç sakatlığı/yetki saptırması) tesis etmişse, bu işlem hukuka aykırı hale gelir ve iptali gerekir. Yargı mercii, amaç sakatlığını genellikle doğrudan delillerle ispatlamak zor olduğundan, dolaylı kanıtlardan ve karinelerden yola çıkarak tespit eder. Örneğin, atanan kişinin liyakatinin görev için yetersiz olması, daha liyakatli adayların keyfi olarak elenmesi, atamanın hemen bir seçim sonrası yapılması, idarenin önceki tutarlı uygulamalarından sebepsiz yere ayrılması gibi emareler, işlemin arkasındaki gerçek amacın kamu yararı olmadığını gösterebilir. Mahkeme, dosyadaki tüm bilgi ve belgeleri bir bütün olarak değerlendirerek idarenin gerçek niyetini ortaya çıkarmaya çalışır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/idarenin-takdir-yetkisi/)