Anayasa'nın 125/4. maddesi, yargı yetkisinin idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğunu ve yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağını belirtir. 'İdarenin takdir yetkisi' metninde verilen Danıştay kararında, mahkemenin davacının kızının okulu ve staj durumu gibi gerekçelerle idareyi belli bir yere atama yapmaya zorlaması, 'idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde hüküm tesis edilmesi' olarak nitelendirilerek bozulmuştur. Hukuka uygunluk denetimi ile yerindelik denetimi arasındaki bu ince çizgiyi, atama işlemlerindeki takdir yetkisi özelinde tartışınız. Yargı, hangi sınırlara riayet ederek idarenin takdir yetkisini denetleyebilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #162589

Hukuka uygunluk denetimi, idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları yönünden kanuna uygun olup olmadığının incelenmesidir. Yerindelik denetimi ise, idarenin aynı hukuki durumda birden fazla karar alma seçeneği varken hangisini seçmesi gerektiğine karışmaktır ki bu, yargının alanına girmez. Atama işlemlerinde idare, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda geniş bir takdir yetkisine sahiptir. Yargı, bu yetkinin kullanımında idarenin keyfi, siyasi, taraflı veya kamu yararı dışında bir amaçla hareket edip etmediğini (amaç unsurunda sakatlık), işlem için gösterilen sebebin (örneğin hizmet ihtiyacı) gerçeğe uygun ve hukuken geçerli olup olmadığını (sebep unsurunda sakatlık) denetleyebilir. Ayrıca eşitlik, ölçülülük gibi hukukun genel ilkelerine uyulup uyulmadığını da denetler. Ancak, Danıştay kararındaki örnekte olduğu gibi, yargı, idarenin yerine geçerek 'şu sebeplerden dolayı davacıyı Çubuk'a atamalısın' diyemez. Bu, idarenin yapması gereken yerindelik değerlendirmesini üstlenmek ve takdir yetkisini ortadan kaldırmak olur. Yargı, işlemin hukuka aykırı olduğunu tespit ederse işlemi iptal eder, ancak idareyi belirli bir yönde yeni bir işlem yapmaya zorlayamaz. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/idarenin-takdir-yetkisi/)