YCGK'nın 2011/6-94 E. sayılı kararında, kanun yararına bozma talebi üzerine yapılan incelemede, Özel Daire onama kararıyla Ceza Genel Kurulu inceleme tarihi arasında geçen sürenin dava zamanaşımının hesaplanmasında göz önünde bulundurulup bulundurulamayacağı tartışılmıştır. Kurulun bu konudaki nihai görüşü ne olmuştur ve bu görüşün 5271 sayılı CMK'da kanun yararına bozmanın 'olağanüstü' bir kanun yolu olarak düzenlenmesiyle bağlantısı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #162588

Ceza Genel Kurulu, 5271 sayılı CMK'da 'Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı'nın (kanun yararına bozma gibi) olağanüstü bir kanun yolu olarak düzenlendiği tespitinden yola çıkmıştır. Olağanüstü kanun yollarının temel özelliği, kesinleşmiş hükümlere karşı başvurulmasıdır. Bir hüküm Yargıtay dairesince onandığında kesinleşir ve o ana kadar işleyen dava zamanaşımı durur. Kurul, itirazın kabulü halinde, Özel Daire onama kararı ile Ceza Genel Kurulu'nun karar tarihi arasında geçen sürenin dava zamanaşımının hesaplanmasında göz önünde bulundurulmaması gerektiğine karar vermiştir. Çünkü onama ile kesinleşen hüküm, itirazın kabulü ile 'derdest' hale gelmektedir. Zamanaşımı ancak bu derdest hale gelme tarihinden itibaren (yani CGK'nın bozma kararından itibaren) yeniden işlemeye başlar. Aksi bir kabul, yani arada geçen sürenin zamanaşımından sayılması, kesinleşmiş bir hükme karşı yıllar sonra (itiraz için süre yoktur) yapılan bir başvuru ile davanın zamanaşımından düşmesi gibi hak ve adaletle bağdaşmayan sonuçlara yol açabilecektir. Bu yorum, olağanüstü kanun yolunun doğası ve kesin hükmün otoritesini koruma amacı ile uyumludur. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/elektrik-enerjisi-hirsizligi-sucu/)