Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2011/6-94 E. sayılı kararında, elektrik hırsızlığı suçunda 765 sayılı TCK'nın 522. maddesinin uygulanmasına esas alınacak zararın 'kaçak kullanım bedeli' olduğu ve bu bedelin 'cezasız ve vergisiz' olarak hesaplanması gerektiği belirtilmiştir. Bu hesaplama yönteminin hukuki ve mantıksal gerekçesi nedir? Zarar kavramına faiz ve benzeri bedellerin eklenmemesinin ceza hukuku ilkeleri açısından anlamını yorumlayınız.
Bu hesaplama yönteminin hukuki gerekçesi, ceza hukukunda 'zarar' kavramının, suçun konusunu oluşturan eylemin doğrudan doğruya yarattığı netice ile sınırlı olmasıdır. 765 sayılı TCK m. 522, 'cürmün mevzuu olan şeyin veya ika edilen zararın kıymeti'nden bahsetmektedir. Elektrik hırsızlığında suçun konusu, kaçak olarak tüketilen elektrik enerjisinin kendisidir. Cezai ve vergisel eklemeler ise, idari nitelikteki yaptırımlar veya mali yükümlülüklerdir; suçun doğrudan bir unsuru veya sonucu değildirler. Faiz ve benzeri bedeller ise 'munzam zarar' niteliğinde olup, özel hukuk (tazminat) alanına aittir. Ceza hukuku, fiilin haksızlık içeriğini cezalandırmayı hedefler. Fiilin haksızlık içeriği, tüketilen enerjinin bedelidir. İdari yaptırımları ve özel hukuk taleplerini ceza miktarının belirlenmesinde esas almak, ceza hukukunun kendi alanı dışındaki unsurlarla ceza tayin etmesi anlamına gelir ve bu durum, suç ve cezanın kanuniliği ile orantılılık ilkelerine aykırılık teşkil edebilir. YCGK, bu kararıyla ceza hukukundaki zarar kavramının sınırlarını net bir şekilde çizmiştir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/elektrik-enerjisi-hirsizligi-sucu/)