6102 sayılı TTK m. 125/2, ticaret şirketlerinin 'bütün haklardan yararlanabileceğini ve borçları üstlenebileceğini' belirterek ultra vires ilkesini kaldırmıştır. Bu hükmün, 'şirket esas sözleşmesinde yazılı olmayan bir konuda faaliyet gösterememe' şeklindeki eski anlayışı nasıl değiştirdiğini, Danıştay 13. Dairesi'nin 2020/2108 sayılı kararındaki 'kamu ihalesine katılım' örneği üzerinden açıklayınız. Yeni düzenleme, şirketlerin dinamizmini ve ticari hayata adaptasyonunu nasıl etkilemiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #161725

Cevap: Mülga 6762 sayılı TTK'nın 137. maddesindeki ultra vires ilkesi, şirketlerin hak ehliyetini ana sözleşmelerinde sayılan işletme konularıyla sınırlıyordu. Bu, şirketlerin ticari fırsatlara hızla adapte olmasını engelleyen, katı ve hantal bir sistemdi. Örneğin, ana sözleşmesinde sadece 'tekstil' yazan bir şirket, karlı bir 'gıda' işi fırsatı görse, bu alanda sözleşme yapamaz, yapsa bile bu işlem butlanla geçersiz sayılırdı. Önce ana sözleşme değişikliği için genel kurul yapması gerekirdi. 6102 sayılı TTK m. 125/2, bu kuralı tamamen değiştirmiştir. Artık şirketler, insanlar gibi genel bir hak ehliyetine sahiptir. Ana sözleşmedeki işletme konusu, hak ehliyetini sınırlayan bir unsur değildir. Danıştay 13. Dairesi'nin K. 2020/2108 sayılı kararı bu değişimin en net örneklerinden biridir. Kararda, bir şirketin ana sözleşmesinde yazılı olmayan bir alandaki kamu ihalesine katılmasının, ehliyet yönünden bir engel teşkil etmediği vurgulanmıştır. Eski dönemde böyle bir katılım mümkün olmazdı. Yeni düzenlemenin etkileri şunlardır: 1) Artan Dinamizm ve Esneklik: Şirketler, ana sözleşme değişikliği gibi bürokratik süreçlere takılmadan, piyasadaki yeni ve karlı fırsatlara hızla yönelebilir, farklı sektörlerde faaliyet gösterebilirler. 2) İşlem Güvenliğinin Sağlanması: Şirketle işlem yapan iyi niyetli üçüncü kişiler, artık 'acaba bu işlem şirketin konusuna giriyor mu?' diye endişe etmek zorunda değildir. Yaptıkları işlem, konu dışı olsa bile kural olarak geçerlidir. 3) Sorumluluğun Yer Değiştirmesi: Konu dışı işlem yapmanın yaptırımı, işlemin geçersizliği olmaktan çıkmış, TTK m. 371 uyarınca, bu işlemi yapan yöneticilerin şirkete karşı rücu sorumluluğuna dönüşmüştür. Bu, riski üçüncü kişiden alıp, şirketin iç ilişkisine taşımıştır. Sonuç olarak, yeni düzenleme ticari hayatın gereklerine daha uygun, esnek ve güvenli bir yapı oluşturmuştur.