Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2020/1752 sayılı kararında, sanığın, eşinin eve girmesini engellemek için kapı kilidini değiştirmesi eylemi TCK m. 232/1'deki 'kötü muamele' suçu olarak kabul edilmiştir. Bu kararı, 'aynı konutta birlikte yaşama' unsurunun, konutun fiili ve hukuki kullanım hakkı açısından nasıl yorumlandığını göstererek analiz ediniz. Bu eylem neden TCK m. 116'daki konut dokunulmazlığının ihlali suçunu oluşturmaz?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #161723

Cevap: Bu karar, TCK m. 232/1'deki 'kötü muamele' suçunun kapsamının, sadece aktif eylemleri değil, pasif engellemeleri de içerebileceğini göstermektedir. 1) 'Aynı Konutta Birlikte Yaşama' Unsurunun Yorumu: Bu unsur, sadece fiilen aynı çatı altında bulunmayı değil, aynı zamanda o konut üzerinde ortak bir 'kullanım hakkına' sahip olmayı da ifade eder. Evlilik birliği içinde, eşlerin aile konutu üzerinde ortak ve eşit kullanım hakları vardır. Sanığın, birlikte yaşadıkları ve aile konutu olan evin kilidini değiştirerek, hukuken orada yaşama hakkı bulunan eşinin konuta girmesini engellemesi, onu fiilen evsiz ve çaresiz bırakmaya yönelik, merhamet ve şefkatle bağdaşmayan bir eylemdir. Bu, eşin en temel barınma hakkına ve aile içi huzura yönelik bir saldırıdır ve Yargıtay tarafından doğru bir şekilde 'kötü muamele' olarak nitelendirilmiştir. 2) Neden Konut Dokunulmazlığının İhlali Değil?: TCK m. 116'daki konut dokunulmazlığının ihlali suçu, bir kimsenin rızası olmadan konutuna 'girilmesi' veya rıza ile girildikten sonra çıkılmamasıyla oluşur. Bu suçun mağduru, konut üzerinde rıza açıklama yetkisine sahip olan kişidir. Fail ise, bu hakka sahip olmayan bir dış üçüncü kişidir. Olayda, sanık (koca) zaten o konutta yaşama hakkına sahip bir kişidir, yani 'dışarıdan giren' bir fail değildir. Mağdur olan eşin de aynı şekilde konutta yaşama hakkı vardır. Sanığın eylemi, konuta girmek değil, hak sahibi olan diğer kişinin konuta girmesini 'engellemek'tir. Bu engelleme fiili, TCK m. 116'nın tipik hareket unsuru olan 'girme' fiiline uymadığı için konut dokunulmazlığının ihlali suçu oluşmaz. Fiil, aile hukuku kapsamındaki yükümlülüklerin ihlali niteliğinde olduğu için TCK m. 232'deki özel düzenleme kapsamında değerlendirilmiştir.