HMK'nın 114. maddesinde sayılan 'dava şartları'ndan olan 'kesin hüküm' (m. 114/1-i) ile 'derdestlik' (m. 114/1-ı) arasındaki temel farklar nelerdir? Bir davanın derdest sayılabilmesi için hangi koşulların bir arada bulunması gerekir?
Cevap: Kesin hüküm ve derdestlik, aynı davanın birden fazla kez görülmesini engelleyerek mahkemeleri gereksiz yere meşgul etmeyi önleyen ve çelişkili kararların ortaya çıkmasına mani olan iki önemli dava şartıdır. Aralarındaki temel fark, zamansal olarak konumlandıkları noktadır. 1) Derdestlik (Pendente lite): Henüz karara bağlanmamış ve görülmekte olan bir davanın, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanarak ikinci kez başka bir mahkemede açılmasını engelleyen bir dava şartıdır. Bir davanın 'derdest' sayılabilmesi için şu üç koşulun bir arada bulunması gerekir: a) Tarafların Aynı Olması: Her iki davada da davacı ve davalı taraflar aynı olmalıdır. b) Dava Konusunun (Müddeabih) Aynı Olması: Her iki davada da talep edilen hukuki sonuç aynı olmalıdır. c) Dava Sebebinin (Maddi Vakıaların) Aynı Olması: Her iki davada da talebin dayandırıldığı temel maddi vakıalar aynı olmalıdır. Bu üçlü ayniyet varsa ve ilk dava halen görülmekte ise, ikinci dava derdestlik nedeniyle usulden reddedilir. 2) Kesin Hüküm (Res judicata): Daha önce görülüp, taraflar arasında kesin (olağan kanun yolları tükenmiş veya başvurulmamış) bir hükümle sonuçlanmış bir davanın, aynı taraflar, aynı konu ve aynı sebeple yeniden açılmasını engelleyen bir dava şartıdır. Derdestlik, 'devam eden' bir yargılamaya atıf yaparken, kesin hüküm 'sona ermiş' ve karara bağlanmış bir yargılamaya atıf yapar. Biri aynı anda iki yargılamayı, diğeri ise aynı konuda ikinci bir yargılamayı engeller. Derdestlik geçici bir engel iken, kesin hüküm kalıcı bir engeldir.