Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2015/24729 sayılı kararında, sanığın eşine ve çocuğuna yönelik tehdit ve yaralama eylemlerinden dolayı ayrıca cezalandırılmasına karar verilmiş olması karşısında, aynı olaylar bütünlüğü içinde ayrıca TCK m. 232/1'deki kötü muamele suçundan da mahkumiyetine karar verilmesi neden hukuka aykırı bulunmuştur? Bu durumu, 'sübpsidiarite (ikincillik)' ve 'tali norm' kavramları çerçevesinde açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #161718

Cevap: Bu karar, ceza hukukundaki 'tali (ikincil) norm' ve 'sübpsidiarite' ilkesinin bir uygulamasını yansıtmaktadır. TCK m. 232'de düzenlenen kötü muamele suçu, 'tali' nitelikte bir normdur. Yani, failin eylemi kanunda daha ağır veya özel bir suç tipini (kasten yaralama, tehdit, hakaret, cinsel taciz, eziyet vb.) oluşturmuyorsa, geride kalan ve 'merhamet ve şefkatle bağdaşmayan' diğer eylemler için uygulama alanı bulur. Sübpsidiarite ilkesi, bir kanun hükmünün, ancak başka bir kanun hükmü uygulanamadığı takdirde devreye girmesidir. Kötü muamele suçu, diğer suç tiplerine göre bir nevi 'yedek norm' veya 'torba hüküm' işlevi görür. Yargıtay 4. CD, K. 2015/24729 sayılı kararında, sanığın eylemleri spesifik olarak 'tehdit' (TCK m. 106) ve 'kasten yaralama' (TCK m. 86) suçlarını oluşturduğu için, mahkeme bu özel ve asli normları uygulayarak sanığı zaten cezalandırmıştır. Aynı eylemlerden dolayı bir de genel ve tali nitelikteki kötü muamele suçundan ceza vermek, 'aynı fiilden dolayı iki kez yargılama ve cezalandırma yasağına' (ne bis in idem) aykırılık teşkil eder. Sanığın eylemleri zaten daha özel ve ağır olan suç tanımlarına uyduğu için, kötü muamele suçunun unsurları bu özel suçların içinde erimiş sayılır. Mahkemenin, tehdit ve yaralama suçlarının dışında, bunlardan bağımsız ve kötü muamele suçunu oluşturacak başka eylemler (aç bırakma, alay etme vb.) tespit etmeden, aynı olaylar nedeniyle hem özel suçlardan hem de genel/tali suçtan ceza vermesi bu nedenle hukuka aykırı bulunmuştur.