5271 sayılı CMK m. 309'da düzenlenen 'kanun yararına bozma' olağanüstü kanun yolu ile 2577 sayılı İYUK m. 51'deki 'kanun yararına temyiz' kurumunu, başvuruya yetkili makam ve kararın hukuki sonuçları açısından karşılaştırınız. Her iki yolda da bozma kararının, kesinleşmiş ilk kararın taraflar üzerindeki etkisini kaldırmaması ilkesi nasıl bir ortak amaca hizmet etmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #161717

Cevap: Her iki kurum da, olağan kanun yollarından geçmeden kesinleşmiş ve hukuka aykırı olan yargı kararlarının denetlenmesini sağlayan olağanüstü kanun yollarıdır. Ancak aralarında bazı farklar ve önemli bir ortak nokta vardır. Karşılaştırma: 1) Başvuruya Yetkili Makam: CMK m. 309'a göre kanun yararına bozma talebini Adalet Bakanlığı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına bildirir ve başsavcılık bu istemi Yargıtay'ın ilgili ceza dairesine sunar. İYUK m. 51'e göre ise kanun yararına temyiz talebini, ilgili bakanlığın lüzum göstermesi üzerine veya kendiliğinden 'Danıştay Başsavcısı' yapar. Ceza yargısında Adalet Bakanlığı'nın rolü daha belirginken, idari yargıda yetki doğrudan Danıştay Başsavcısı'na aittir. 2) Kararın Hukuki Sonuçları: Bu noktada iki kanun yolu benzerdir, ancak ceza yargısında istisnalar vardır. İYUK m. 51/2'ye göre, bozma kararı kesinleşmiş merci kararının hukuki sonuçlarını 'kaldırmaz'. CMK m. 309'da da kural budur, ancak önemli istisnalar vardır. CMK m. 309/4, eğer bozma sanık 'lehine' ise ve yeniden yargılamayı gerektirmiyorsa (örneğin, cezanın tamamen kaldırılması veya daha hafif bir ceza uygulanması gerekiyorsa), mahkemenin yeniden yargılama yapmadan lehe olan hükmü doğrudan uygulayabileceğini veya Yargıtay'ın bu kararı verebileceğini düzenler. Yani ceza yargısında kanun yararına bozma, sanık lehine sonuç doğurabilir. İdari yargıda ise sonuç doğurmaz. Ortak Amaç: Her iki kanun yolunda da bozma kararının kural olarak kesinleşmiş kararı etkilememesi ilkesi, 'kesin hükmün otoritesine saygı' (hukuki istikrar ve güvenlik) ile 'hukuk birliğinin sağlanması' amaçları arasında bir denge kurmaya hizmet eder. Amaç, bireysel uyuşmazlığı yeniden çözmek değil, Yargıtay ve Danıştay'ın hukuku ülke genelinde doğru ve yeknesak bir şekilde yorumlamasını sağlamak, gelecekteki davalar için yol gösterici içtihatlar oluşturmaktır. Kesin hükme dokunulmaması, hukuki güvenliği; hukuka aykırılığın tespit edilip ilan edilmesi ise hukuk birliğini sağlar.