Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2021/287 sayılı kararında, avukatın müvekkili adına tahsil ettiği parayı zimmetine geçirmesi 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' suçu sayılırken, Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2018/2651 sayılı kararında, vergi dairesindeki icra memurunun tahsil ettiği paraları vezneye yatırmaması 'zimmet' suçu olarak kabul edilmiştir. Bu iki karar arasındaki farkı, faillerin hukuki statüsü (kamu görevlisi/serbest meslek) ve paranın kendilerine 'tevdi edilme' sebebinin niteliği açısından açıklayınız.
Cevap: İki karar arasındaki temel fark, faillerin hukuki statüsü ve malın kendilerine teslim edilmesinin (tevdi) hukuki dayanağındaki farklılıktan kaynaklanmaktadır. 1) İcra Memurunun Durumu (Zimmet - Y.5.CD, K. 2018/2651): İcra memuru, 657 sayılı DMK'ya tabi, statü hukukuna göre çalışan bir 'kamu görevlisidir'. Borçlulardan para tahsil etme yetkisi, kanundan (İİK) ve doğrudan 'görevinden' kaynaklanır. Borçlular, parayı onun şahsına duydukları güvenden dolayı değil, devletin bir memuru olduğu ve bu görevi ifa ettiği için öderler. Dolayısıyla, para kendisine 'görevi nedeniyle' tevdi edilmiştir. Bu parayı vezneye yatırmayıp mal edinmesi, kamu idaresine olan güveni sarsan ve TCK m. 247'deki zimmet suçunun tüm unsurlarını (fail, konu, tevdiin görevden kaynaklanması) oluşturan bir eylemdir. 2) Avukatın Durumu (Güveni Kötüye Kullanma - YCGK, K. 2021/287): Avukat, serbest meslek mensubudur. Her ne kadar kamu hizmeti görse de, klasik anlamda bir kamu görevlisi değildir. Daha önemlisi, müvekkili adına para tahsil etme yetkisi, kanundan veya genel görev tanımından değil, müvekkilinin kendisine vekaletnamede özel olarak verdiği 'ahzu kabz' (tahsil etme) yetkisinden kaynaklanır. Bu yetkinin temeli, taraflar arasındaki özel hukuka tabi 'vekâlet (hizmet) sözleşmesi' ve 'güven ilişkisi'dir. Para, avukata 'görevi nedeniyle' değil, bu 'özel hizmet ilişkisi ve güvene dayalı yetki nedeniyle' tevdi edilmiştir. Bu güveni kötüye kullanarak parayı uhdesinde tutması, TCK m. 155/2'deki hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturur. Özetle, tevdiin kaynağı birinde 'kanun ve kamu görevi', diğerinde ise 'özel hukuk sözleşmesi ve güven ilişkisi'dir. Bu fark, suçun vasfını belirlemektedir.