Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 2019/2013 sayılı kararında, sanığın 'rızası ile montunun cebinden çıkarmak suretiyle teslim ettiği' esrar maddesi delil olarak kabul edilmiştir. Bu durumu, şüphelinin suç delilini 'rızasıyla teslim etmesi' ile Anayasa m. 38/5'teki 'Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz' (nemo tenetur se ipsum accusare) ilkesi açısından değerlendiriniz. Kolluğun sorduğu soru üzerine yapılan bir teslim, 'zorlama' kapsamına girer mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #161714

Cevap: Bu karar, 'nemo tenetur' (kimsenin kendini suçlamaya zorlanamaması) ilkesi ile delillerin elde edilme biçimi arasındaki hassas dengeyi gündeme getirmektedir. 'Nemo tenetur' ilkesi, bir şüphelinin susma hakkını, yalan söyleme hakkını (beyanının aleyhine delil olmaması anlamında) ve aleyhine delil göstermeye zorlanamamasını kapsar. Yargıtay 20. CD, K. 2019/2013 sayılı kararında, sanığın 'rızasıyla' maddeyi teslim ettiği vurgulanmıştır. Burada kritik olan, bu rızanın 'özgür iradeye' dayanıp dayanmadığıdır. Doktrinde bu konuda iki zıt görüş vardır: 1) Rızanın Geçersiz Olduğu Görüşü: Bu görüşe göre, kolluğun otoritesi altında ve bir suç şüphesiyle durdurulmuş bir kişinin, üzerinde suç unsuru olup olmadığına dair bir soruya verdiği cevap ve yaptığı teslim, özgür iradenin ürünü değildir. Kişi, polisin gücü ve yetkisi karşısında, vermediği takdirde zorla aranacağı baskısı altında hareket etmektedir. Bu durum, dolaylı bir zorlamadır ve 'nemo tenetur' ilkesini ihlal eder. Bu yolla elde edilen delil hukuka aykırı sayılmalıdır. 2) Rızanın Geçerli Olduğu (Yargıtay'ın Yaklaşımı) Görüşü: Yargıtay'ın bu tür kararlardaki yaklaşımı, kolluğun fiziki bir cebir veya aldatma (hile) uygulamadığı durumlarda, sanığın sözlü soru üzerine yaptığı teslimatı 'gönüllü' bir davranış olarak kabul etme eğilimindedir. Kararda, 'rızası ile' ifadesi özellikle kullanılarak, eylemin sanığın kendi tercihi olduğu ve bir 'zorlama' olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu yoruma göre, kolluğun soru sorması tek başına zorlama teşkil etmez. Ancak bu yaklaşım, kolluk ve şüpheli arasındaki güç dengesizliğini ve iradenin özgürlüğünü yeterince dikkate almadığı yönünden eleştirilmektedir.