HMK m. 117/2, mahkemenin, dava açılırken ve yargılamanın her aşamasında 'tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, mahkemece bilinen vakıaları da dikkate alarak' hukuki nitelemeyi yapacağını ve uygulayacağı kanun maddelerini belirleyeceğini ifade eder. Bu 'hukuki nitelemenin mahkemeye ait olması' (iura novit curia) ilkesinin, HMK m. 26'daki 'taleple bağlılık' ilkesi karşısındaki sınırları nelerdir? Yargıtay HGK'nın 2018/1750 sayılı kararında, mahkemenin 'vasiyetnamenin iptali' talebini 'tenkis' olarak nitelemesi bu ilke kapsamında mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #161709

Cevap: 'Hakim, hukuku re'sen uygular' (iura novit curia) ilkesi, tarafların bildirdiği maddi vakıalara uygulanacak hukuk kurallarını bulma ve doğru hukuki nitelemeyi yapma görevinin hakime ait olduğunu ifade eder. Taraflar, dayandıkları kanun maddelerini yanlış belirtmiş veya hiç belirtmemiş olsalar bile, hakim doğru hukuk kuralını bularak uygulamakla yükümlüdür. Ancak bu ilke, HMK m. 26'daki 'taleple bağlılık' ilkesini ortadan kaldırmaz. Taleple bağlılık ilkesi, hakimin, tarafların talep sonucundan (petitum) fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceğini belirtir. Bu iki ilke arasındaki denge şu şekilde kurulur: Hakim, tarafların ileri sürdüğü 'vakıalarla' ve 'talep sonucuyla' bağlıdır, ancak bu vakıalara ve talebe uygulanacak 'hukuki sebeple' (hukuki niteleme ile) bağlı değildir. Yargıtay HGK'nın 2018/1750 sayılı kararındaki uyuşmazlık, bu iki ilkenin sınırlarının kesiştiği bir noktadadır. Davacı, 'tasarruf nisabının aşıldığı' vakıasına dayanarak 'vasiyetnamenin iptalini' talep etmiştir. Burada hukuki niteleme hatası vardır, çünkü bu vakıanın hukuki sonucu iptal değil, tenkistir. Azınlık görüşü, hakimin bu hukuki niteleme hatasını düzelterek, aynı vakıalara dayanarak tenkis kararı vermesi gerektiğini, bunun 'iura novit curia' ilkesinin bir gereği olduğunu savunmuştur. Ancak çoğunluk görüşü, 'iptal' ve 'tenkis' taleplerinin, sonuçları (vasiyetnamenin tamamen geçersiz sayılması / sadece saklı pay oranında indirilmesi) ve hukuki nitelikleri itibarıyla birbirinden tamamen farklı 'talep sonuçları' olduğuna karar vermiştir. Bu nedenle, iptal talebini tenkis olarak nitelemenin, sadece hukuki sebebi değiştirmek değil, aynı zamanda 'talep sonucunu' da (başka bir şeye karar verme) değiştirmek anlamına geleceğini ve bunun HMK m. 26'daki taleple bağlılık ilkesini ihlal edeceğini kabul etmiştir. Bu karar, 'talep sonucu'nun, 'hukuki sebep'ten daha bağlayıcı olduğunu ve hakimin niteleme serbestisinin talep sonucunu değiştirecek boyuta ulaşamayacağını göstermektedir.