6102 sayılı TTK m. 371/2'ye göre, bir şirketin işletme konusu dışındaki bir işlemi, 'üçüncü kişinin, işlemin işletme konusu dışında bulunduğunu bildiği veya durumun gereğinden, bilebilecek durumda bulunduğu ispat edilirse' şirketi bağlamaz. 'Durumun gereğinden bilebilecek durumda olma' halini, somut bir örnek üzerinden (örneğin, bir tekstil şirketinin büyük bir inşaat makinesi satın alması) açıklayınız. Bu durumda ispat yükü kime aittir?
Cevap: TTK m. 371/2, işletme konusu dışındaki işlemlerin geçersiz sayılabilmesi için üçüncü kişinin 'kötü niyetli' olmasını şart koşar. Kötü niyet, 'bilme' veya 'bilebilecek durumda olma' şeklinde iki halde ortaya çıkabilir. 'Durumun gereğinden bilebilecek durumda olma', üçüncü kişinin somut olayın özelliklerine göre, ortalama bir kişiden beklenen dikkat ve özeni gösterseydi, işlemin şirketin faaliyet alanıyla ilgisiz olduğunu anlayabileceği halleri ifade eder. Bu, objektif bir kötü niyet halidir. Örnek: Bir tekstil üretim ve satım şirketinin, faaliyetleriyle hiçbir ilgisi olmayan, milyonlarca lira değerinde bir tünel kazma makinesi (TBM) satın alması işlemi. Bu makineyi satan şirket (üçüncü kişi), alıcı şirketin unvanından ve ticaret sicil kayıtlarından (ki bu kayıtlara kolayca ulaşabilir) ana faaliyet konusunun tekstil olduğunu görebilir. Bir tekstil şirketinin, bu kadar büyük ve spesifik bir inşaat makinesini neden aldığı, hayatın olağan akışına ve ticari teamüllere aykırıdır. Bu durum, üçüncü kişi olan satıcı şirkette, işlemin şirketin işletme konusu dışında olduğuna dair ciddi bir şüphe uyandırmalıdır. Üçüncü kişi, bu bariz uyumsuzluğa rağmen hiçbir araştırma yapmadan işlemi tamamlarsa, 'durumun gereğinden bilebilecek durumda' olduğu kabul edilir. Bu durumda ispat yükü, işlemi geçersiz kılmak isteyen şirkete aittir. Şirket, üçüncü kişinin bu durumu bilebilecek pozisyonda olduğunu, somut olayın özelliklerini (şirket unvanı, işlemin niteliği, ticari teamüller vb.) ortaya koyarak ispat etmelidir.