TCK m. 120'de düzenlenen 'haksız arama' suçu ile TCK m. 109'daki 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçu arasındaki ilişkiyi, özellikle arama eyleminin süresi ve yoğunluğu açısından 'fikri içtima' kuralları bağlamında değerlendiriniz. Haksız bir arama, ne zaman aynı zamanda hürriyeti kısıtlama suçunu da oluşturur?
Cevap: Haksız arama suçu (TCK m. 120), bir kamu görevlisinin hukuka aykırı olarak bir kimsenin üstünü veya eşyasını aramasıyla oluşur. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (TCK m. 109) ise, bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmekten veya bir yerde kalmaktan alıkoymaktır. Her arama eylemi, doğası gereği kişinin hareket özgürlüğünü kısa bir süreliğine kısıtlar. Ancak bu kısıtlama, arama eyleminin doğal bir sonucu ve zorunlu bir unsuru ise, ayrıca hürriyeti kısıtlama suçu oluşmaz. Haksız arama suçu, bu kısa süreli kısıtlamayı zaten bünyesinde barındıran özel bir normdur. Ancak, arama eylemi, amacını ve makul süresini aşarak, kişiyi keyfi bir şekilde alıkoymaya dönüşürse, iki suç birlikte işlenmiş olur. Örneğin, bir kamu görevlisinin bir kişiyi hukuka aykırı olarak durdurup 2-3 dakika içinde üstünü araması sadece TCK m. 120'yi oluşturur. Fakat aynı kamu görevlisi, aramayı bitirdikten sonra veya arama bahanesiyle kişiyi saatlerce bir odada bekletir, gitmesine izin vermezse, bu alıkoyma eylemi artık arama fiilinin zorunlu bir unsuru olmaktan çıkar ve bağımsız bir hürriyeti kısıtlama suçuna (TCK m. 109) dönüşür. Bu durumda, tek bir fiil (arama ve devamında alıkoyma) ile birden fazla suç (haksız arama ve hürriyeti kısıtlama) işlendiği için, TCK m. 44'teki 'fikri içtima' kuralı uygulanır ve fail en ağır cezayı gerektiren suçtan, yani genellikle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılır.