İdari yargıda verilen bir nihai kararın, Danıştay Başsavcısı tarafından 'kanun yararına temyiz' edilmesi (İYUK m. 51) ile taraflardan birinin 'yargılamanın yenilenmesi' talebinde bulunması (İYUK m. 53) arasında, kararın 'kesin hüküm' niteliğine etkisi bakımından ne gibi farklar vardır? Hangi kanun yolu kesin hükmü ortadan kaldırma potansiyeline sahiptir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #161699

Cevap: Her iki kanun yolu da kesinleşmiş kararlara karşı başvurulması nedeniyle 'olağanüstü' kanun yollarıdır. Ancak kararın 'kesin hüküm' niteliğine etkileri tamamen farklıdır: 1) Kanun Yararına Temyiz (İYUK m. 51): Bu yolun temel amacı, hukuki uyuşmazlığı çözmek değil, hukukun yanlış uygulanmasını tespit ederek gelecekteki benzer davalar için yol göstermek ve içtihat birliğini sağlamaktır. İYUK m. 51/2 çok nettir: 'Bu bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçlarını kaldırmaz.' Yani, Danıştay'ın kararı kanun yararına bozması, taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözen ilk kararın 'kesin hüküm' niteliğini etkilemez. O karar, taraflar için geçerli ve bağlayıcı olmaya devam eder. Davanın tarafları bu bozma kararına dayanarak herhangi bir hak iddia edemezler. Bu yol, kesin hükmü ortadan kaldırmaz. 2) Yargılamanın Yenilenmesi (İYUK m. 53): Bu yolun temel amacı ise, maddi gerçeğe aykırı ve adil olmayan bir şekilde verilmiş olan kesin hükmü ortadan kaldırarak, davanın yeniden görülmesini sağlamak ve tarafın uğradığı haksızlığı gidermektir. Yargılamanın yenilenmesi talebi mahkeme tarafından kabul edildiğinde, ilk olarak eski kararın 'infazı durdurulabilir'. Yargılama sonunda talep haklı görülürse, eski karar iptal edilir ve yerine yeni bir hüküm kurulur. Bu yeni hüküm, eski kesin hükmü tamamen ortadan kaldırır. Dolayısıyla, kesin hükmü ortadan kaldırma potansiyeline sahip olan olağanüstü kanun yolu, yargılamanın yenilenmesidir.