HMK m. 413, tahkim itirazı üzerine mahkemenin davayı 'usulden reddedeceğini' belirtir. Bu 'usulden ret' kararının hukuki niteliği nedir? Bu karar, derdestlik (HMK m. 114/1-ı) veya kesin hüküm (HMK m. 114/1-i) oluşturur mu? Davacı, bu karardan sonra aynı uyuşmazlığı hakem önüne götürebilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #161696

Cevap: HMK m. 413 uyarınca mahkemenin, geçerli bir tahkim itirazı üzerine verdiği 'davanın usulden reddi' kararı, davanın esasına ilişkin bir karar değildir. Bu karar, uyuşmazlığın çözüm yerinin mahkeme değil, hakemler olduğunu tespit eden, 'görevsizlik' kararına benzer nitelikte bir 'yargı yolu itirazının kabulü' kararıdır. Hukuki niteliği ve sonuçları şunlardır: 1) Kesin Hüküm Oluşturmaz: Bu karar, davanın esası (alacağın varlığı/yokluğu gibi) hakkında bir yargı içermediği için, maddi anlamda kesin hüküm (HMK m. 303) teşkil etmez. Davanın esası, henüz karara bağlanmamıştır. 2) Derdestlik Açısından Etkisi: Mahkemenin davayı usulden reddetmesiyle, mahkeme önündeki derdestlik hali sona erer. 3) Hakeme Gitme Yolu: Bu kararın amacı ve doğal sonucu, davacının uyuşmazlığı çözmek için hakem yoluna başvurmasını sağlamaktır. Davacı, mahkemenin usulden ret kararından sonra, tahkim sözleşmesi uyarınca tahkim davası açarak uyuşmazlığı hakem önüne götürebilir ve götürmelidir. Mahkemenin usulden ret kararı, davacının bu hakkını kullanmasına engel teşkil etmediği gibi, tam aksine bu yolun kullanılması gerektiğini teyit eder. Eğer davacı bu karara rağmen yeniden aynı mahkemede dava açarsa, bu yeni dava, daha önceki usulden ret kararı nedeniyle (görevsizlik benzeri) ve kesinleşmiş bir usuli karar bulunduğu için reddedilecektir.