HMK m. 119/1-e, dava dilekçesinde 'davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerinin' gösterilmesini, HMK m. 194 ise 'tarafların, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmaları gerektiğini' düzenler. Bu 'somutlaştırma yükü'nün, Yargıtay HGK'nın 2018/1750 sayılı kararında vasiyetnamenin iptali davası açısından nasıl yorumlandığını ve davacının sadece 'tasarruf nisabı aşılmıştır' demesinin neden yeterli görülmediğini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #161694

Cevap: 6100 sayılı HMK ile getirilen 'somutlaştırma yükü' (HMK m. 194), tarafların iddia ve savunmalarını soyut ve genel ifadelerle değil, belirli, somut olaylara ve olgulara dayandırarak ileri sürmelerini gerektirir. Bu ilke, HMK m. 119/1-e'deki 'vakıaların açık özeti' kuralını tamamlar ve davanın en başından sınırlarının net bir şekilde çizilmesini amaçlar. Yargıtay HGK'nın 2018/1750 sayılı kararında bu ilkenin önemi vurgulanmıştır. Vasiyetnamenin iptali ve tenkis davaları farklı hukuki sebeplere ve sonuçlara tabidir. Davacının, dava dilekçesinde sadece 'vasiyetnamenin tasarruf nisabını aşmıştır, bu nedenle hukuka aykırıdır ve iptal edilmelidir' şeklindeki bir ifade kullanması, somutlaştırma yükünü yerine getirmemektedir. Tenkis talebinde bulunacak bir davacının, somutlaştırma yükü gereği; a) Mirasbırakanın terekesinin (aktif ve pasif malvarlığının) ne olduğununa ilişkin vakıaları, b) Kendi saklı payının ne olduğunu ve bu payın ne kadarının ihlal edildiğine ilişkin iddialarını, c) Bu ihlalin giderilmesi için vasiyetnamenin belirli bir oranda 'indirilmesi' (tenkisi) gerektiğini açıkça talep etmesi beklenir. Sadece 'tasarruf nisabı aşıldı' demek, soyut bir hukuki nitelemedir ve vakıaların somutlaştırılması anlamına gelmez. Davacı, bu soyut iddiayı 'iptal' talebine dayanak yapmış, tenkise ilişkin hiçbir vakıa ve talep sunmamıştır. Yargıtay'a göre, davacının somutlaştırma yükünü bu şekilde yerine getirmemesi, mahkemenin bu talebi re'sen tenkis olarak yorumlamasına engel teşkil eder. Davacı, davasının temelini oluşturan maddi vakıaları ve buna bağlı talebini açıkça ortaya koymakla yükümlüdür.